0

Denize Çıkan Sokaklarıyla Midilli..

Posted by lezzetperisi on 17 Mayıs 2016 in Lezzetperisinden tarifler |

Denizlere çıkmalı sokaklar,

Anason kokmalı sofralar,

Ve..şiir gibi sevilmeli insanlar..

Öyle demiş büyük üstad Nazım Hikmet ; “Şiir gibi sevilmek”, Ne muazzam şeydir, kim bilir… İçim titrer her okuyuşumda. Şiir gibi sevmek ve şiir gibi sevilmek denince..

Pırıl pırıl koyları, sakin insanları, denize çıkan sokakları ve anason kokulu sofralarıyla şiir gibi bir ada Midilli. Yunanistan’ın Girit ve Eğriboz adalarından sonra 3. büyük adası. Uzo’nun anavatanı. Eğer amacınız adayı gezmekse gidilecek en iyi zaman Nisan, Mayıs ve Eylül ayları. Ada sakinleri Haziran ayından sonra çok kalabalık ve sıcak olduğunu söylüyor. Midilli’ye Ayvalık’tan kalkan feribotlar ile ulaşabilirsiniz. 3 tur firması var Turyol, Jale Tur ve Jalem Tur. İnternet sitelerinden feribot seferlerinin saatlerine bulabilirsiniz. Kişi başı gidiş dönüş yetişkin 30 Euro, 6-12 yaş ise 15 Euro.  Eğer biletinizi internet sitelerinden alırsanız 5 Euro daha uygun oluyor. Adayı araç kiralayak dolaşabilirsiniz. Günlüğü 25-30 Euro arasında değişiyor. Ancak yollar çok virajlı ve dar. Eğer alışık değilseniz tur ile gitmenizi öneririm. Zira gittiğinizde virajlarda göreceğiniz maket kiliseler ne kadar çok kaza olduğunu  size gösterecektir. İnançları çok güçlü olduğu için kaza olan yerlere dua edilebilmesi için birer maket kilise yapıyorlarmış. Ve elbette Schengen vizesi ile gidilebilen bir ada. Ya da kapı vizesi alabiliyorsunuz.

Eğer Midilli’den önce Sakız Adasını gezmişseniz çarşısı size önce biraz sönük gelecektir. Ama koyları ve şirin köylerini tanıdıkça çok seveceksiniz.

Agios Therapon

Arkamızda gördüğünüz o devasa dikkat çekici bina Midilli’nin en iyi bilinen Kilisesi Agios Therapon. Hoş benim çatlak kurabiyeme sorarsanız Midilli’nin neyi ünlü diye hemen kiliseleri ve dondurmaları cevabını alırsınız. Prag gezimizde çok daha büyük kiliseler görmüş olmasına rağmen Midilli’deki kiliseler Melike’ye daha dikkat çekici geldi. Neden dondurma ve kiliseleri ile ünlü konusunu ise yazımın ilerleyen bölümlerinde anlatacağım.

Çarşı boyunca ilerlediğinizde sizi hediyelik eşyaların satıldığı minik minik şirin dükkanlar bekliyor olacak. Özellikle biz Easter Zamanı gittiğimiz için neredeyse  bütün dükkanlar çikolatalar ve rengarenk yumurtalar ile süslenmişti.

Midilli Yeni Cami

Elbette Midilli adasında Osmanlı’dan kalma eserler ve camiler de göreceksiniz ancak bu adada tüm camilerin minareleri kesilmiş. Çünkü minareler; denizden ve karadan rahatça görülebilen yüksek yapılar ve minareyi gören yabancılar buranın bir müslüman adası olduğunu düşünebilir. Böyle bir düşünceyi ortadan kaldırmak için de buldukları çözüm minareleri kesmek olmuş.

Sarlıca Palas

Sarlıca Palas

Adanın merkezinde biraz dolaştıktan sonra adanın kuzeyine  Mantamados’a doğru yol alıyoruz. Burası adanın hayvancılık , zeytinyağı ve seramikleriyle ünlü bölgesi. Ve elbette çok merak ettiğimiz Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı burada. Yol üzerinde Thermi’den geçiyoruz. Bölge adını yüzyıllardır burada akan sıcak su kaynağından almış. Ve bir zamanlar buranın en ünlü oteli olan “Sarlıca Palas” ı görüyoruz. Osmanlı döneminin en ünlü ve ihtişamlı oteli burası. Suyun rengi sarı ve ılıca bölgesi olduğu için otelin adının “Sarlıca” olduğunu öğreniyoruz. Ve manastırı gezmeden önce Thermi’de öğle yemeği molası veriyoruz. Öğle yemeği için ilk kez deneyeceğimiz köpek balığını seçtik. Bizden tam not aldı. Mutlaka denemelisiniz.

Greek Salad&Uzo

köpek balığı eti

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı Baş Melek Mikail’in dört ikonundan birisi bu kilisede. İkona bakanların içsel durumuna göre bazen, kızgın, bazen, üzgün , bazen gülerken görüldüğü söyleniyor. İkon; öldürülen rahiplerin kanı ve topraktan yapılma. İnananlar en çok da şifa bulmak için geliyor bu kiliseye.İçeriye girdiğinizde minik torbalar ve pamuklar var mumların yanında. Ve az ileride kutsal yağ. Pamuk ile bir miktar alıp minik torbalara koyup  alabiliyorsunuz. Aldım elbette. Yazım yanlış anlaşılmasın, Yüce yaratıcı mekana muhtaç olmaktan münezzehtir. Gökkubbe ve altındaki her yer kutsaldır ve benim için din, dil ,ırk farkı yoktur. ” İnsan”  olabilmesiyle ölçülür değeri varlığın. Ne yazık ki bu manastırda resim çekemedim. Ancak anne-kız ikimizde mumlarımızı dikip dileklerimizi diledik. Ve Melike’nin hayatında artık manastır ve kiliseler güzel döşenmiş, dilek dilenip mumların yakıldığı ve dileklerin kabul edildiği kutsal bir mekan. İşte bu yüzden Midilli kiliseleri ile ünlü Melikoş için.

Yazımın başında Mantamados’ta hayvancılığın yaygın olduğunu söylemiştim. Bu sebeple  manastırın bahçesinde bulunan kafeterya ballı yoğurt , dondurma ve lokmasıyla ünlü. İşte bu yüzden de dondurması ünlü Midilli’nin Melikoş için.

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı

Taksiyarhis Mihail Kutsal Manastırı

Mantamados’tan sonra Petra’ya otelimize doğru yol alıyoruz. Petra’da kalacağımız otel Clara. İsme tıklayıp direk otelin sitesine gidebilir ya da  Booking.com ‘dan rezervasyon yapabilirsiniz. Harika bir yamaç üzerine kurulu huzur dolu bir otel. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Tüm odalar deniz manzaralı. Ve bu da bizim manzaramız. Otelin manzarasına da kahvaltısına da bayılacaksınız.

Clara Hotel Petra

Clara Hotel Petra

Clara Hotel Petra

Bu yoğurdumsu kaymak, kaymağımsı yoğurt her ne ise ona da bayıldım :)

Bu yoğurdumsu kaymak, kaymağımsı yoğurt her ne ise ona da bayıldım 🙂

Midilli’ye gelip tavernaya gitmeden olmaz elbet. Sirtaki yapmalı, komşudan karşıya uzoyu masaya bir tıklatmalı. Nefis yunan mezelerinin ve etlerinin tadına bakmalı. Kalamar da , ahtapot da, testi de getirdikleri et de birbirinden harikaydı. En çok ekmeklerini seviyorum ama. Nereye giderseniz gidin , Sakız Adasında da bu böyleydi hep ev yapımı sıcacık ekmekler getiriyorlar. İsterseniz yemeyin. Siz beni dinleyin, yiyin. Az sonra Yunan danslarını öğrenirken hepsi gidecek.

Bu harika geceden sonra ertesi sabah harika bir manzara eşliğinde  kahvaltımızı yapıp Petra’nın denize açılan şirin sokaklarını gezmekle başlıyoruz güne. Elbette 114 basamak tırmanıp 40 mt yükseklikte kayalıklar üzerine Meryem Ana’ya ithafen inşa edilmiş Panagia Glykofilousa kilisesine çıkacağız. Dilenecek çok dilek var çok. Elbet dünyanın bir köşesinde bir mabette kabul edilecek.

Petra

Petra

Petra

Panagia Glykofilousa Kilisesi

Panagia Glykofilousa Kilisesi

Panagia Glykofilousa Kilisesi

Petra’dan sonra durağımız Molivos. Benim için adanın incisi burası. Kaleden aşağı doğru dar ve şirin sokaklardan tarihi dokusu hiç bozulmamış yapılardan geçerek iniyoruz Molivos’a. Buram buram yaşanmışlık her yer. Hediyelik eşyalarımızı bu şirin sokaklardaki dükkanlardan alıyoruz. Fincanlar, minik bardaklar ve elbette magnetler.. Barbayanni ve peynirler en son.  Yine minaresi kesik bir cami çıkıyor karşımıza tam karşısında ise adanın en ünlü kütüphanesi. Karşısında ise bir ömür yaşasanız bir ömür daha isteyeceğiniz bir kafe.. Orada oturun sonsuzluğa doğru bir iki yudum bir şeyler için mutlaka. Ruhunuz alsın gıdasını şu dünya sahnesinden. Ne çok susturuyoruz ne çok gıdasız bırakıyoruz onu hayatın koşuşturmacası içinde. Ölü ruhlar taşıyoruz bedenlerimizde. Sonra yorgun, sonra kırgın, sonra vazgeçmiş oluyoruz. Okul taksitleri ,özel günlerde alınacak hediyeler, daha iyi bir araba, daha rahat bir yaşam derken ve yaşadığımızı sanırken ruhumuz ölüyor bedenlerimizde..

Molivos Kalesi

Molivos - Kütüphane ve Camii

Molivos

Molivos’da geçirdiğimiz harika saatlerden sonra  sonra Midilli’nin en yüksek dağı Olympos’un eteklerinde bulunan Agiasos’a doğru yol alıyoruz. Şirin mi şirin dokusu hiç bozulmamış , sokaklarında keyifle gezeceğiniz gezerken her ayrıntıyı fotoğraflamak isteyeceğiniz bir köy burası. Ortadoksların en önemli kiliselerinden Meryem Ana kilisesi de burada ve bu kilisede Hacı oluyorlar.  Ayrıca köyde  ahşap oyma mobilya sanatı çok meşhur. Her türden hediyelik bulabilirsiniz. Agiasos’a giderken yolda Kaloni’den geçiyoruz. Kaloni adanın 2 büyük körfezinden biri. Denize açılan kısmı çok dar olduğu için burada deniz güzel deniz değil ancak nadide ve korunan bazı kuş türleri için mükemmel bir barınak ve üreme alanı. Ayrıca Kaloni,  sardalyeleri ile meşhurmuş ve her yıl Ağustos ayında sardalye festivali düzenleniyormuş. Festival zamanı mutlaka bir gelmeli. Aklınızda bulunsun.

Agiasos Sokakları

Agiasos - El yapımı hediyelikler

Agiasos - El yapımı sandalyeler

Agaisos - Meryem Ana Kilisesi'nde bir çeşme

Agiasos - Meryem Ana Kilisesi

Agiasos Sokakları

Bir gezinin daha sonuna gelirken geçen instagramda okuduğum bir sözü paylaşmak istiyorum ” Nereye giderseniz gidin ama tüm kalbinizle gidin..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2010-2017 LEZZET KAHVESİNE HOŞ GELDİNİZ All rights reserved.
This site is using the Desk Mess Mirrored theme, v2.5, from BuyNowShop.com.