2

Çilekli Kup

Posted by lezzetperisi on May 14, 2012 in Pastalar, Sidebar Photoblog

Düş gibi bir şey bu hafif mi hafif leziz mi leziz.. Üstelik tam da çilek zamanı. Hatta yeni oyuncağım Homend 2802 Functional Mutfak robotum gelmiş mutfağımı renklendirmişken yapmamak olmazdı.

Tarif sofra dergisinden. Tarifin orjinalinde pastaban kullanılıyor ama ben pandispanyasını da kendim yaptım. sizlere de tavsiyem kendiniz yapmanız.

Malzemeler ;

Pandispanya için (24 cm kelepçeli kalıp) ;

  • 4 yumurta
  • 4  türk kahvesi fincanı şeker
  • 4 türk kahvesi fincanı un
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 2 yemek kaşığı Yonca yağ
  • 3 yemek kaşığı kaynar su
  • 1 paket Dr.oetker kabartma tozu
  • 1 paket Dr.oetker vanilya
  • Dr.Oetker kalpler

Yapılışı ;

  • Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın. Sıvı yağ, su , kakao ve vanilyayı ilave edip çırpmaya devam edin. En son un ve kabartma tozunu da eleyerek ilave ettikten sonra 1 –  dk. daha çırpıp yağlanmış kalıbınıza dökün ve önceden 180  ısıtılmış  fırında  pişirin. İlk 20 dk. fırınınızı hiç açmayın daha sonra kürdan testi ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.

Kreması için ;

  • 1 kg. çilek
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 200 ml. krema
  • 200 gr. beyaz çikolata
  • 1 paket krem şanti
  • 1 çay bardağı soğuk süt

Pandispanyayı ıslatmak için ;

  • 3/4 su bardağı ılık su
  • 2 tatlı kaşığı nescafe
  • 1 tatlı kaşığı şeker

Yapılışı ;

  • Yarım kg. çileği yıkayıp ayıkladıktan sonra üzerine pudra şekerini serpip el blenderi ile pürüzsüz olana kadar çekin.
  • Kekinizi cam bir kaseye yerleştirip hazırladığınız nescafeli karışımla ıslatın.
  • Kremayı kaynama noktasına kadar ısıtıp ocaktan alın. Beyaz çikolatayı ekleyin ve karıştırın. Çikolata eridikten sonra buzdolabında soğutun.Soğuyunca mikserle çırpın.
  • Kremşantiyi süt ile çırpın ve beyaz çikolatalı karışıma ilave edin. Hazırladığınız çilek püresinin de yarısını ilave ettikten sonra tekrar çırpın.
  • Kalan yarım kg. çileği ortasından dikey olarak ikiye kesin ve kasenin kenarlarına yerleştirin. Ortaya çilek püresini sürün. Üzerine de hazırladığınız kremayı sıkma aparatı yardımı ile pürenin üzerine sıkın.
  • Dr. oetker kalpler ile ve kaaln çilek ile pastanızın üzerini süsleyip soğutup servis yapın.

SEVDİKLERİNİZİ ŞIMARTIN EMİN OLUN BUNA DEĞER..

 
3

Terbiyeli Nohutlu Kereviz

Posted by lezzetperisi on Nis 6, 2012 in Lezzetperisinden tarifler

Küçüklüğümden beri en severek yediğim sebzelerden biridir kereviz. Kokusu hep çok cezbedici gelmiştir bana. Çok şükür ki benim minik kurabiyem de çok seviyor. Hem vitamin hem de protein deposu,bol gıdalı  bu yemeği   kereviz bitmeden mutlaka deneyim derim.

Malzemeler ;

  • 1 kg. kereviz (yaprakları ile birlikte)
  • 1/2  su bardağı zeytinyağı
  • 1 orta boy soğan
  • 2 çorba kaşığı salca
  • 2 adet havuç
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • Kırmızı biber (olmasa da olur ama olursa daha bir lezzetli oluyor ben buzluktan kullandım)
  • 1 adet limon
  • 1 yumurta

Yapılışı ;

  • Limonun yarısını genişçe bir kaba sıkın ve içine 1 çay bardağı su koyun.  Güzelce yıkadığınız kerevizleri, havuçları ve kırmızı biberleri bu kabın içine doğrayın.
  • Zeytinyağını tencereye alın yağ ısınınca yemeklik doğranmış soğanları ilave edin ve pembeleşinceye kadar kavurun. Salçayı ilave edip kavurduktan sonra kereviz , havuç ve kırımızı biberleri limonlu suyuyla birlikte ilave edin 1 – 2 dk daha kavurun. Üzerine gelecek kadar su ve nohutu ekleyip pişmeye bırakın.
  • Kereviz pişince kalan limonu bir kaba sıkın üzerine yumurtayı ilave edip çırpın ve terbiyeyi hazırlayın. Pişen yemeğin suyundan azar azar terbiyeye ilave edip aynı anda karıştırın. Bu işlemi 3 – 4 kez yaptıktan sonra karışımı yemeğin içine, yemeği karıştırarak boşaltın ki yumurtalar top top olmasın.Yemeğe ve çorbaya terbiye yapmak biraz incelikli ve dikkat gerektiren bir iştir.
  • 5 dk. daha pişirdikten sonra yemeğiniz servise hazır.

AFİYET OLSUN..

 
17

Kırmızı Ayakkabılar..

Posted by lezzetperisi on Nis 1, 2012 in Denemeler, Sidebar Photoblog

Son kurabiye paketini de hazırlayıp sırtını sandalyeye yasladığında saat gece yarısını çoktan geçmişti. Derin bir sessizlik , gecenin odaya yansıyan ışıkları ve naçizane ben diye düşündü. Aklında kırk tilki kuyrukları birbirine değmeyen. Aklında insanlar,aklında hayat,  yaşadıkları ve yaşayamadıkları. Dilinde bir eski melodi, Firuze.. Kimsenin kırmayı beceremediği yüreğinde sevgi selleri. Kurabiyelerine en çok onlardan koyardı. Yavaşça doğruldu, kurabiyeleri bırakıp yazmaya başladı. Yüreğinden kaleme..

Yüreğimden dilime.. demişti yıllar önce de, dilinden öteye gidemeyen sözleriyle.

“Bazıları içsel yolculuğa çıkar. İçine doğru, merkeze doğru,magmaya doğru. Bazıları bilmedikleri yollara düşer hayatın anlamını bulmak için. Farklı yaşantılar, farklı insanlar,farklı inançlar.. fark olunca bulmak daha mı kolay gelir? Böyle dünya kadar kitap görürsünüz raflarda. İlla ki bir yolculuk lazım öyle mi ? Peki ne zaman fark edecek insanoğlu ? Hayat zaten yolculuğun ta kendisi! İnsana, insanca yaşaması için verilen hayat yolculuğun ta kendisi. İşte ne zaman fark edecek, o zaman anlayacak insan gerçeği

Ne bekliyor dersiniz insan? Ne görmeyi umut ediyor yahut ne bulmayı? Aynada gördüğü gerçekten başka. Her sabah ve her akşam ve yine her görmek istediğinde.

Mucize mi beklediği? O zaman mı inanır? Peki mucize görse tanır mı dersiniz ? Yoksa yürüyüp gider mi yanından her sabah her akşam ve yine her görmek istediğinde… ”

Kalemi bıraktı ve gülümsedi.

- Beni bir mucize bile kurtaramaz dedi kendi kendine. Belki mucizeler dizisi o da anca masallarda. Benden masal bile olmaz  Camdan ayakkabılarım bile başka prensesin ayağına tam geldi. Ne komedi dimi. Yıllarca dinlediğimiz masal bile dalga geçti benimle. Tekrar aldı kalemi eline bunu da yazmalıydı şöyle olabilirdi mesela ;

Hiç sindrella olmadım ben hep külkedisi kaldım. Camdan ayakkabılarım olmadı cam kırıkları ile dolu hayatta. Ayakkabılarım başka prensesin ayağına tam geldi ve prensim onunla gitti buralardan. Hayat masal değil ya..

Ama şimdi kırmızı ayakkabılarım var üzerinde dimdik durduğum. Yenilmeden yıkılmadan hayata.

Üzülme Der Mevlana.. Ve Devam Eder; Kaybettiğin Herşey Bir Gün Başka Surette Geri Döner.. Camdan ayakkabılar yerine kırmızı ayakkabılar.
Sahi sevmek neydi? neydi özlemek? aşk neydi? Hangi zaman diliminde aldılar elimizden. Yok, bu kadar kibar değil kanırta kanırta söktüler, yarayı deşe deşe hiç acımadan.
Bilmediler ki aşk bağı ile bağlanan gönülü güç yetmez koparmaya.
Üzerine ne yaşarsan yaşa, her nerede ararsan ara o zaman dilimine bağlısın aslında
En son nerede yenildiysen aşka.
Bu boyaya battın mı bir kere dönüş yok bir daha geriye
Zamanın aşk, mekanın aşk
Tırnağının ucundan,saçının teline sende ışıldayan aşk.
Yok öyle basit değil,  kavuşmak değil mesela
Mucize bile kurtaramaz artık derken sahip çıkmak O’na
İncitmeden, örselemeden yetinmeyi bilmek demek mesela.
“Gitme” demek değil, sessizce dönüşü bile beklemek yasakken sana
Ardından bakmak yıllarca.
Bahsetmeyin bana yalan sevdalardan aşkın boyasına batmadan
İlk engelde tökezlersiniz gelirseniz  peşimden
Göklerin, yerin ve dağların yüklenemediği emaneti taşımayı bilmeden.
Kalemi tekrar bıraktı.. Gün doğmak üzereydi. Vakit; ayakkabıları giyme vakti..
devam edecek…
Yazıdaki fotoğraflarda tarafıma aittir.

 
1

Şimdiye Kadar Yedik; Ama Artık Yemezler!

Posted by lezzetperisi on Mar 19, 2012 in Şimdi reklamlar

Tarifler, reçeteler, doğal hayat ipuçları falan konuşuyoruz ama sağlıklı yaşam konusunda aklımızı daha çok kurcalaması gereken konu GDO, yani “genetiği değiştirilmiş organizmalar”.

Gündemdeki bu konu hakkında aksiyon almamızı sağlamak isteyen Greenpeace de güzel bir kampanya başlatmış; Yemezler! “Yemezler” ile isteyenler sadece konuşmak yerine, bir imza vererek bu sorunun çözülmesine katkı sağlayabiliyor.

Siz de dilerseniz buradan imza atıp, hala vakit varken GDO’ların ülkemize girmesine engel olabilirsiniz.
www.yemezler.org/?ref=199664

Evet, sadece bir imza atıp kampanyayı paylaşarak et, süt ve diğer gıdalar şeklinde yavrularımızın, ailemizin tabağına koymak zorunda kalacağımız GDO’larla daha güçlü şekilde mücadele edebiliriz. 12 GDO zaten serbestmiş, kalanlarını durdurmak sizin elinizde.

Kampanyaya katılanlar, bir de rozet toplayıp tişört, bardak kazanabiliyor.

Bu arada, bu GDO nedir ne değildir. Tehlikesi neymiş diyenler aşağıdaki videoyu izleyip, paylaşabilir.

#yemezler

Bir bumads advertorial içeriğidir.

 
7

Ben Ne Çok Yaşamışım Meğer

Posted by lezzetperisi on Mar 19, 2012 in Anı

Zamanda bir yolculuğa çıktım bugün. Anılarıma doğru.. Gel dedi annem ve açtı kapıyı; seni bekleyen ne zamandır seni özlemiş zamanlar var içerde. Anıların toparlanmak istiyor. Ve ben mi anılarımı toparladım yoksa anılarımın için de mi dağıldım varın siz karar verin.

Resimler, yazılar, mektuplar. Üzerine 2 satır karalanmış ama koca bir dünya; bir genç kızın hayallerini taşıyan  minicik minicik kağıtlar.. Sinema biletleri, konser biletleri,peçeteler.. ama hepsinin kenarında mutlaka birkaç yaşanmışlık.. Çok şeyi anlatan 2 kelime

Önce bir not karşıladı beni ilk gençlik yıllama ait  24 Mayıs 1994 tarihli.. Kocaman bir buket çiçekle kapımdaymış.. İlk o almış :) Hep özel kalan..

Sonra bir fotoğraf, lise mezuniyetine ait. Hiç silik değil cap canlı.. Bembeyaz bir çerçeve içinde ışıl ışıl 2 yüz, ileriye bakan, ümitleri ceplerinde sevgileri yürekte.. Beraber atan yüreklerinde.. Aşıklar tabiki :) Lütfen , lise diyorum, mezuniyet diyorum, ilk heyecanlar diyorum, diyorum.. ve derken öyle gülümsüyorum ki gerçekten ağzım kulaklarımda.  Siliyorum çerçeveyi ve kızım için saklıyorum. Birgün annesinin hatıralarına dokunabilsin diye. O da, yıllar sonra bile dokunduğunda taptazeymiş gibi anılar yaşayabilsin diye.

Değer yargıları yüksek, yaşarken yaşadıklarına ve sonra anılarına sahip çıkan yürekli bir kız olsun diye.

Ve bir gazete küpürü ” Salih Dede lisesi’nin Sanat Gecesi” yazıyor üstünde tiyatro grubumuzdan arkadaşlarımla fotoğrafım biraz sararmış ama altında bir kağıt var ki

Sevgili Mühibbe Öğretmenimin bizler için yapmış olduğu nefis bir kart

Biraz daha ilerlere 2000 yılına gidince bir mektup.Benim tarafımdan yazılmış bir doğum günü kutlaması. Bunun ayı günü yok 2000 yılı.. Ben de ne işimi var ? Babacığım der ki “Yazdığın tüm mektupların bir örneğini mutlaka kendine al” Söz dinlerim ben iyi ki de dinlemişim.

…………………….

Bu gece senin için yazıyorum, uzun zamandan sonra tekrar

Ve öyle acemiyim ki bu gece sanki yıllardır yazan İsmet ben değilim. Kelimeler ve anılar dans ediyor beynimde ve hiçbiririnin ritmi bir diğerini tutmuyor. Bense karar veremiyorum nereden ve nasıl başlayacağıma söze..

Diyorum ya çok acemiyim bu gece..

Yarın senin doğum günün. Sabah yeni bir gün başlarken sen yaşamının 24. yılına açacaksın gözlerini HADİ YENİ DOĞAN GÜNE GÜLÜMSE..

Zaman; hani o yaratıp da esiri olduğumuz kavram nasıl da hızlı akıyor, oysa.. daha geçen yıl hatırlıyor musun ?? (Hiç aklımdan çıkmıyor ki demiştin bir kez) Neyse boşver. İnsan biran durup düşünüyor sanki hiçbir şey yaşamamışım gibi diyor ama tarihler, belgeler, anılar var ortada hepsi yaşanmış ve yitip giden zamanın hiç farkına varmamışız. Zaman ne kadar hızlıysa biz o kadar yavaşız, yaşanan şeyler hep aynı diyoruz. Aynı saatte uyanmalari aynı saatlerde yenen yemekler ev ve iş arasında koşuşturmalar ve cümleyi şöyle bitiriyoruz “hayat çok zor” Hayır, hayır zor değil, zorlaştıran bizleriz ve kaybolan sevgi değerlerimiz.

Sen de zorsun……Belki yalnız benim için ama zorsun işte

Zor , ulaşılmaz ve çok özel

Ulaşılmazlığın hep bir yanını gizli tutmandan kaynaklanıyor

“Kendinden yanadır ya hep yürek

Feda edip aşkı korur ya kendini” senin ki de böyle birşey galiba ve ben hayranım bu haline. Hayranım çünkü asla böyle olamam. Ben bütün yüreğimi, büyün sevgimi, bütün acılarımı, umutlarımı, umutsuzluklarımı koyarım ortaya. Herşey apaçıktır su gibi duru.. Bana böyle olmam öğretildi. Ne kadar acı çeksen de sakın çektirme dediler. Hangi durumda olursan ol konuşmaktan ve tartışmaktan sakın kaçma, seviyorsan bas bas bağır bütün dünyaya sevdiğini ,sevmiyorsan açıkla neden sevmediğini ama sakın bunu yaparken kırıcı olma, ağla hıçkıra hıçkıra, mutluysan dans et doyasıya, haksızsan sus, haklıysan kaybedecek bile olsan savaş bazı değerler için savaşmak bile kazanmak kadar değerlidir. Ve bunları yaparken asla saygısız ve başkalarının özgürlüğünü kısıtlayan biri olma. “Öz” deki ismet1i sakın kaybetme şu koskoca dünyada tek gerçek sensin. Annem ve babam hep böyle söylediler bana. Böyle olunca da ister itemez acı çekiyor insan.

Ve birçok ilki seninle yaşadığımdan sen benim için çok özelsin.

Bunu hep böyle bil ve böyle hatırla. Seninle genç olduğumu hissettim, işimden daha değerli birşeyler olduğunu, sevginin insana neler yaptırabildiğini.. Önceleri yalnız olmayı seven ismet şimdi yalnızlıktan korkar oldu ama çok şey öğrendi. En başta kırıla kırıla kırılmamayı!!

Ben  sadece kocaman ve sevgi dolu bir dünya yaratmak istemiştim.

Evet.. şafak sökmek üzere dünya kendini yeni bir güne hazırlıyor. Sen şu an uyuyorsun.

Doğum günün kutlu olsun canımcığım. Seni tanıdığım ve seninle yaşadığım hiçbirşey için asla pişman olmadım. Aksine adı bile olmayan, sevgi sözcüğünü çok az kullandığın bu ilişkiden çok şey öğrendim.

Biriciğim ;

Yüzündeki şafak rengi hiç solmasın

Hayatın darbeleri altında solup,sararmasın

Kızıl dudaklarındaki o gizli tebessüm daima dursun

Onu hıçkırıklarla bozma

Ve.. gözlerin daima geleceğe bakın,

Onları yaşlarla doldurma

Nice sağlıklı, başarılı, mutlu , sevgi dolu yaşlar dilerim İYİ Kİ DOĞDUN..

İsmet..

Her canlı ölümü tadacak ama her ölen yaşamış olmayacak! Bakıyorum da ben gerçekten yaşamışım. Bugün girdiğim o kapıdan bir dolu anıyla çıktım. Son kez.. İlk genlik yıllarımın odası artık boşalıyor ve anneciğim başka şehre gidiyor. Evlenirken kilitleyip çıktığım kapıyı bu kez ardına kadar açık bırakarak çıktım. Anılarım kucağımda

Ne çok anı toplamışım , ben ne çok yaşamışım :)

 
5

Dr.Oetker Krem Şokolalı Kek

Posted by lezzetperisi on Mar 15, 2012 in Kekler ve Cheesecakeler

Bir kek ki bu ; yapımı çok basit ve inanılmaz lezzetli. İçinde 1 paket Dr.Oetker krem şokola var.. Lezzetli olacağını tahmin etmiştim ama bu kadarını hayır :) Bizim evde sütlü tatlılar pek tercih edilmez. Bu yüzden krem şokola da aylardır boynu bükük bir şekilde rafta duruyordu. Esin’im canım kek istedi İsmoş deyince hadi dedim deneyelim pudingli kek oluyor da krem şokolalı neden olmasın ? Oldu ve ötesine bile geçti. Daha süngerimsi ve sanki browni gibi..

Kesinlikle denemelisiniz.

Malzemeler ;

  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 2 su bardağı un (bardaklar tam dolu olmayacak 1 parmak eksik olacak)
  • 1 paket Dr.Oetker krem şokola
  • 2 çorb kaşığı kakao
  • 1 şişe rom sosu
  • 1 paket Dr.Oetker hamur kabartma tozu
  • Süslemek için Dr.Oetker Çikolata kalpler

Yapılışı ;

  • Yumurta ve şekeri kabarana kadar çırpın. Süt ve yağı ilave edip 1 – 2 dk. daha düşük devirde çırpın.
  • 1 paket krem şokola , kakao ve rom sosunu ekleyip çırpmaya devam edin.
  • En son un ve kabartma tozunu eleyerek ilave edin 1 – 2 dk. daha çırptıktan sonra 25×25 ebadında  yağlı kağıt serilmiş kare borcama dökün (ben borcamı yağlamaktansa yağlı kağıt kullanmayı tercih ediyorum.)
  • 180 derece önceden ısıtılmış fırında (ben yumurtaları kırarken fırınımı da açıyorum) 30 -40 dk. pişirin. (Ara ara kürdan testi yapabilirsiniz.)
  • Üzerine Kiraz şekerlemesi/Vişne reçeli  ve Dr.Oetker çikolata kalpler yerleştirerek görselliğini arttırabilirsiniz.

SEVDİKLERİNİZİ ŞIMARTIN..

 
5

Benim Şirin Şeker Hamurlu Kurabiyelerim

Posted by lezzetperisi on Mar 12, 2012 in Kurabiyeler, Sidebar Photoblog

Sevgili Aylin ve Ece’ciğim için yapmış olduğum ve pijama pa rtisine götürdüğüm kurabiyelerim :)

 
5

Fırında Patates Mücveri ve Bir Kadın, Çok Hayat..

Posted by lezzetperisi on Mar 8, 2012 in Hamur İşleri ve Börekler, Lezzetperisinden tarifler, Sidebar Photoblog

Çocuk da yaparım, kariyerde.. yaptım da!

Çocuk da yaparız, kariyerde.. Hatta hobi olarak  blog yazarız,  bu da yetmez sanatsal faliyetlere katılırız, kurslara gideriz, son filmleri biliriz, şiir okuruz,  sevdiğimiz söylemekten korkmayız , en iyi indirim nerede ne zaman bildiğimiz gibi bu ay en çok satan kitabı da okumuşuzdur. Çoğumuz moda dergilerinden fırlamış gibi dolaşır, yüksek topuklarla koşabiliriz,  araba kullanırken makyaj yaparız, aynı gün şehrin üç farklı noktasında bulunur dolu dolu yaşarız. Sabah ilk biz kalkarız gece en son yatağa giden de bizizdir.  35′i ne de gelsek pijama partileri yaparız, Bir anda voltranı oluşturur gücümüze güç katarız.  Ve en önemlisi tüm bunları yaparken hiç birşeyi birbirine karıştırmayız :)

Geçen sabah henüz 3 yaşındaki kızım “benim annem de erkek, babam da erkek” dedi. Bütün çok bilmişliğimle hayır anneciğim dedim kadınlar anne, erkekler baba!

- Biliyoruz heralde!!!!! dedi (nasıl yani???) Benim annem hem kadın hem erkek!!

Bu kadınlığıma verilmiş en büyük hediyeydi. Babasının yaptığı her şeyi ben de yapıyordum. İşe gitmek, para kazanmak, araba kullanmak, çöpleri atmak , hangi gömleği giyeceğine karar vermeye kadar hem de, ama babası benim yaptıklarımın hiçbirini yapmıyordu. Feministçe yazmıyorum bunu beyler lütfen yanlış anlamayın ama LÜTFEN BİZE KARŞI ANLAYIŞLI OLUN!

3 yaşındaki bir çocuğun gözlemleri bunlar hatta babasına hayran bir kız çocuğu, dışarıdan böyle görünüyor işte..

Tüm kadınların kadınlığını doyasıya ve özgürce yaşaması dileğiyle.. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun..

FIRINDA PATATESLİ MÜCVER

Malzemeler ;

  • 600 gr. haşlanmış ve rendelenmiş patates
  • 1 demet ince kıyılmış dereotu
  • 6 – 7 adet ince kıyılmış taze soğan (yeşil yaprakları ile birlikte)
  • 100 gr. rendelenmiş kaşar peyniri
  • 100 gr. rendelenmiş parmesan peyniri
  • 3/4 su bardağı zeytinyağı
  • 1  + 1/2 su bardağı yoğurt
  • 2 yumurta
  • 4 (tepeleme) yemek kaşığı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • tuz, karabiber, kırmızı pul biber
  • 1 çorba kaşığı susam, bir çorba kaşığı dereotu

Yapılışı ;

  • Rendelenmiş patates, parmesan peyniri ve kaşar peyniri karışımının yarısı , dereotu , taze soğan ve baharatları büyükçe bir kabın içinde karıştırın.
  • Yumurtaları mikser ile iyice çırpın.
  • Yağ ve yoğurdu ilave 1 – 2 dk. daha çırpmaya devam edin.
  • En son un ve kabartma tozunu ilave edip çıprma işlemini bitirin.
  • Oluşan karışımı patatesli karışım ile spatula yardımıyla patatesleri ezmeden karıştırın ve yağlı kağıt serdiğiniz borcama dökün. Kalan peynir karışımını üzerine serpin, susam ve çörek otunu da üzerine ilave ettikten sonra 180 decere önceden ısıtılmış fırında üzeri iyice kızarana kadar fırınlayın.
  • Ilık olarak servis yapın.

 
26

Bumerang Deneyim Günleri “Sushico Workshop” Siz Sushi’nizi Nasıl Alırdınız ?

Posted by lezzetperisi on Mar 7, 2012 in Etkinlikler, Sidebar Photoblog

“Lezzetkahvesi blogunun yazarıyla mı görüşüyorum” diyordu telefondaki cıvıl cıvıl ses. “Evet” diyene kadar bütün blog maceram gözümün önünden geçti. Blogum takip ediliyordu, benden yazar olarak bahsediliyordu üstüne üstlük özel telefonum bile biliniyordu. Bi çimdiklik zamanım vardı :) attım tabi ki ! Ben bunları yaparken karşıdaki ses hala konuşuyordu Allah’tan henüz birbirimizi görmüyoruz konuşurken. Ben konuşmayı yakaladığımda 4 Mart tarihinde  workshoptan bahsediyordu -İstanbuldasınız değil mi ? dedi. Hayır dedim İzmirdeyim.. Bu sefer sessizlik sırası karşıdaydı.. -İzmirdeyim ama seve seve gelebilirim dedim.  Böyle güzel bir davete icabet etmeden olmazdı. İşte böyle başladı ilk workshop hikayem. Tabi telefonu kapatınca bütün görgüsüzlüğümle çığlıklar attım. Sağır Sultan “acık yavaş” dedi kulak zarım delinecek :)

Sonrası malum, bi suşi yapmaya İzmir’den İstanbul’a..

Garipsemeyin.. babacığım der ki “Hızır, hazırı yakaladığın yerdedir. Ve hayat fırsatları kaçıracak kadar uzun değil. Mutlu olacağın yerde ol! ” Bi nevi yüreğinin sesini dinlemek. Hiç pişman olmadım ve babacığım hep haklı çıktı.

Bu eğlenceli deneyim için Hürriyet Gazetesi Bumerang Ekibine, güleryüzlü, cıvılcıvıl, sıcacık bir ev sahibi olan sevgili Hilal Meriç’e , bize eğitim veren ve sertifika ile ödüllendiren Yutaka Hoshino ‘ya , lezzetli americano’ları için Sushico’ya  -ki gidince mutlaka deneyin derim  içtiğim en iyi kahvelerden biriydi- ve tanışıp birlikte güzel vakit geçirdiğim tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Katılan Arkadaşlarım ;

SUSHİ TARİHÇESİ

Sushi’nin geçmişi 1000 yıllık bir tarihe ve kültürel birikime dayanıyor. Aslında Sushi üretimi, balıkları uzun süreli saklamak için geliştirilmiş bir yöntem. Yüzyıllar önce saklanmak istenen balıklar tuzlanıyor ve koruyucu bir tabaka olarak da haşlanmış pirince sarılarak kazılan kuyularda depolanıyordu.

Etin bozulması önleyen pirinç, bu ilk dönemlerde balık yenmeden önce ayrılıp çöpe atılıyordu. Kıtlık zamanında pirincin de yenilebildiği hatta lezzetinin hiç de fena olmadığı fark edilince, pirinç savurganlığına da son verilmiş oldu.

Sushi servisinde Japonya’da yetişen bir cins bayır turpundan hazırlanan yeşil renkli ve macun kıvamındaki çok acı bir hardal olan WASABİ ve Soya sos mutlaka bulunmalıdır.

Ayrıca pembe renkli bir tür tatlımsı zencefil kökü turşusunun ince dilimler halinde kesilmiş hali olan GARİ de sushi ile birlikte sunulur. Gari dilimleri, farklı Sushi türleri denenirken, bir öncekinin ağızda kalan tadını nötralize etmek için aralarda yenir.

Sushi Pilavının hazırlanması ;

175 gr. baldo pirinç

200 ml su

1 yemek kaşığı pirinç sirkesi

1 yemek kaşığı şeker

1/2 tatlı kaşığı tuz

Pirinç 5 kez iyice nişastası akana kadar yıkanır.Tencereye konup üzerine su eklenir.Pilav halini alınca karıştırmadan alttan ve ortadan kesiyormuş gibi karıştırılır. Daha sonra hazırlanan sirke,şeker,tuz karışımı ilave edilerek pirinçler kırılmadan karıştırılır.Soğumaya bırakılır.

Peki siz Sushi için neler düşünüyorsunuz ?? Hadi yorumlayın paylaşalım :)

 
0

Cappy Meyve Tanem: Yenecek Bu İçecek!

Posted by lezzetperisi on Şub 29, 2012 in Lezzetperisinden tarifler

Hem yenilebilen, hem içilebilen şeye ne denir? Yenecek bir içecek denir! Cappy Meyve Tanem denir! Cappy Meyve Tanem, içindeki gerçek şeftali parçaları ile benzersiz bir ürün. Düşünsenize, sezonunda özenle seçilen şeftalilerin kabukları el değmeden soyuluyor, küçük küpler haline getiriliyor. Sonra bu küpler, özel dolum makineleri ile leziz meyve sularına dağıtılınca, ortaya şimdiye kadar yapılmamış, yepyeni bir lezzet çıkıyor. Cappy Meyve Tanem taneleri, kıvamı, yoğun tadı ve güzel kokusu ile çok farklı, doğal olmayan hiçbir koruyucu madde içermiyor olması da başka bir artısı.

Cappy Meyve Tanem; kampanya odağına diyaloğu koyarak Twitter, Facebook ve Ekşi Sözlük gibi platformlarda paradoksları irdeliyor.

Ürünün lansman kampanyasının başlangıcında da işin içinden çıkmaya çalışan iki ünlü isim var: Hayko Cepkin ve Mustafa Topaloğlu. Kendileri başlı başına paradoks olan konuklar, “Çık İşin İçinden” adlı, serinin ilk internet talk show’unda uzun zamandır hepimizin aklında olan fakat hiçbirimizin düşünmek istemediği, o denli kafa karıştırıcı olan soruların içinden çıkmaya çalışıyorlar. Mustafa Topaloğlu ve Hayko Cepkin’in paradoks tartışmaları herkesi çok değiştirecek.

Bir de siz şansınızı denemek için videoyu izleyip içinizdeki gizli filozofu dışarı çıkarabilir ve #cikisinicinden hashtag’ini kullanarak attığınız Tweet’lerle paradoks çözümlerine yardımcı olabilirsiniz. Baktınız yardım lazım, @meyvetanem’i takip edebilirsiniz.

Mustafa Topaloğlu ve Hayko Cepkin’in yer aldığı, serinin ilk internet talk show’u  7 Mart’ta Cappy Türkiye  Facebook sayfasında!

Yenecek mi, yoksa içecek mi? Hadi bakalım, #cikisinicinden!

Kampanyanın devamı ve paradokssal konuklarıyla gelecek talk show’ları izlemek için:
http://cappy.com.tr/yenecekbuicecek
https://www.facebook.com/CappyTurkiye
https://twitter.com/MeyveTanem
adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Copyright © 2010-2012 LEZZET KAHVESİNE HOŞ GELDİNİZ All rights reserved.
Desk Mess Mirrored v1.4.6 theme from BuyNowShop.com.