0

Mayalı Kek

Posted by ismetadmin on 27 Şubat 2017 in Kekler ve Cheesecakeler |

 

Uzunca bir zamandır denemek istediğim ama nedense bir türlü elimin gitmediği bir tarifti mayalı kek. Daha pişerken evi saran mis gibi tarçın kokusuyla ise kendine hayran bıraktı beni.  Çörek ile kek arası bir lezzet. Eğer klasik keklerden sıkıldıysanız, farklı bir şeyler denemek istiyorsanız kesinlikle harika bir tarif. Ama tarife geçmeden önce sizlerle çok sevdiğim bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Paulo Coelho’nun Mata Hari’yi anlattığı Casus adlı son kitabından bir minicik parça. Çok derin anlamlar içeren, okudukça beni duygulandıran bir küçük kıssadan hisse zira benim kelimelerim kalemimden mürekkep olarak akmak yerine , gözümden yaş olarak damlamayı tercih ediyor bu ara.

Bir delikanlı sevdiği kızı dansa davet etmek istemiş ama kız ancak kırmızı bir gül getirirse kabul edeceğini söylemiş. Ne tuhaftır ki delikanlının yaşadığı yerde, güller ya sarı ya da beyazmış.

İkisi arasındaki konuşmayı bülbül duymuş. Delikanlının üzüldüğünü görünce zavallıya yardım etmeye karar vermiş. Önce, güzel bir şarkı söylemeyi düşünmüş ama bunun delikanlıyı daha fazla üzeceğine karar vermiş; yalnızlığı yetmezmiş gibi şarkı yüzünden kasvete de kapılabilirmiş.

O sırada oradan geçen bir kelebek ne olduğunu sormuş. “Delikanlı aşk acısı çekiyor. Kırmızı bir gül bulması lazım” “Aşk yüzünden acı çekmek ne saçma ,” demiş kelebek. Ama bülbül delikanlıya yardım etmeye kararlıymış. Koca bir bahçenin ortasında bir gül ağacı varmış ve beyaz güllerle doluymuş. “Bana kırmızı bir gül verin, lütfen”

Ama gül ağacı bunun imkansız olduğunu , eskiden kırmızı olan gülleri beyaza dönüşmüş başka bir gül ağacı aramasını söylemiş.

Böylece bülbül söylenin yapıp aramaya koyulmuş. Uzaklara uçmuş ve aradığı yaşlı gül ağacını bulmuş. “Kırmızı bir çiçek lazım bana,”  demiş.

“Ben artık çok yaşlandım” diyerek karşılık vermiş gül ağacı. “Kışlar damarlarımı dondurdu, güneş yapraklarımı soldurdu.”

“Bir tanecik gül,” diye yalvarmış bülbül. “Elbet vardır bir yolu!.”

“Yolu olmasına var. Ama öyle fena ki söylemeye bile korkarım.”

“Benim korkum yok. Kırmızı bir gülü nereden bulabilirim, söyleyin bana. Bir tanecik kırmızı gül.”

“Gece buraya dönüp bülbüllerin bildiği en güzel ezgiyi şakımalısın bana, ardından da göğsünün dikenlerimden birine bastırmalısın. Böylece kanın öz suyuma karışacak ve gülü kırmızıya boyayacak.”

Gece olunca bülbül söyleneni yapmış.  Yaşamını aşk uğruna feda etmeye hazırmış. Ay doğar doğmaz bülbül göğsünü gül ağacının dikenine bastırıp şakımaya başlamış. Birbirlerine aşık olan bir erkekler bir kadının şarkısıyla başlamış. Ardından aşkın her türlü fedakârlığa değdiğini anlatan bir şarkı söylemiş. Ay gökyüzünü boydan boya geçerken, bülbül şakımayı sürdürmekte ve gül ağacının en güzel gülü bülbülün kanıyla kırmızıya dönüşmekteymiş.

“Daha hızlı şarkı.” Demiş gül ağacı. “Birazdan güneş doğacak.”

Bülbül göğsünü daha da bastırınca diken doğrudan kalbine batmış. Yine de şakımayı kesmemiş, gül kıpkırmızı oluncaya kadar şakımış.

Yorgunluktan bitkin, ölmek üzere olduğunu bilse de gelmiş geçmiş en güzel gülü dalından koparıp delikanlıya götürmüş. Penceresine konup çiçeği bırakmış ve oracıkta ölmüş.

Delikanlı tıkırtıyı duymuş ve pencereyi açınca en çok hayalini kurduğu şeyi karşısında görmüş. Güneş doğmaktaymış; gülü alıp koşa koşa sevdiği kızın evinin yolunu tutmuş.

“İşte benden istediğin getirdim.” Demiş, kan ter içinde ama sevinçliymiş.

“İstediğim böyle bir gül değildi ki ,” emiş kız. “Bu gül aşırı büyük, elbisemle de uyuşmayacak. Zaten bu akşamki dansa başka birinin davetini kabul ettim bile.”

Delikanlı hayal kırıklığı içinde kızın yolundan ayrılmış, gülü yolun kenarına atmış ve atar atmaz üstünden bir at arabasının tekerlekleri geçmiş. Sonunda delikanlı kitaplarına dönmüş, kendinden asla veremeyeceği şeyler talep etmeyen kitaplarına.

İşte benim hayatım buydu; ben bülbülüm, her şeyini ortaya koyan ve bunun için ölmeye çekinmeyen.

Saygılarımla,

Mata Hari

Öyleyse; Romeo ölmeli , Titanik batmalı; ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı. Ve siz bu tarifi mutlaka denemelisiniz.

Malzemeler ;

  • 3 su bardağı un
  • 1 kahve fincanı toz şeker
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 yemek kaşığı kuru maya
  • 1/4 su bardağı sıvı yağ
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 3 yemek kaşığı süt tozu
  • 1 çay bardağı kuru üzüm

Üzeri için

  • Tarçın ve toz şeker

Yapılışı ;

  • Geniş bir kapta yumurta ve şekeri el çırpıcısı ile çırpın. Üzerine sıvı yağ , un , maya ,kabartma tozu, süt tozu ve ılık suyu ilave edip yoğurun.
  • Hamuru 15 dk. mayalanmaya bırakın.
  • Mayalanmış hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde hamurlar koparıp içine kuru üzüm koyup yuvarlayın ve şeker – tarçın karışımına bulayın. Güzelce yağlayıp unladığınız ortası delik kelepçeli kalıbınıza yerleştirin ve 30 dk daha mayalandırın.
  • 180 derece önceden ısıtılmış fırında iyiye pembeleşene kadar 30 -40 dk. pişirin. 30 dakikadan sonra kürdan testi ile kekinizin pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz.
  • Ben kekimi fırına atarken üzerine biraz da damla çikolata serpiştirdim. Fena da olmadı yani. Bir küçük tavsiye, fırından çıktıktan sonra dilerseniz bu kekin üzerine bir miktar koyu kıvamlı marmelat dökerek zenginleştirebilirsiniz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2010-2017 LEZZET KAHVESİNE HOŞ GELDİNİZ All rights reserved.
This site is using the Desk Mess Mirrored theme, v2.5, from BuyNowShop.com.